KADIN KİMİN SORUNU?
(Çarpık
modernleşmenin kadına bakış açısını yansıtan düşündürücü bir yazı!)
Sami
Hocaoğlu, Yeni Şafak, 21 Aralık 2001
Türkiye
zihni iğdiş edilmişlerin ülkesi. Batı adına devşirilen aydın taifesi, sadece
kendi değerlerine yabancı değil, aynı zamanda düşman da...
Bu taife,
kendi oluşturdukları fildişi kulelerde kapalı, nispeten 'gizemli' bir hayat
sürerler. Ara sıra halka "inerlerse" de, halk onlara hiç
"çıkamaz". Bu kapalı dünyaya ait haberler, pek dışarı sızdırılmaz.
Nasıl düşündüklerini yazdıkları kadar biliriz, nasıl yaşadıklarını ise ifşa
ettikleri kadar...
İşte bu
ifşalardan birini, söz konusu dünyanın 'duayenlerinden' olan bir yazar
geçtiğimiz bayram günlerinde, kendi yazdığı iri gazetede yayınlanan
söyleşisinde yaptı. Bu ifşadan, Kürşat Bumin'in "Bir bayram da bu
"şahsiyet"lerle geçti" yazısı sayesinde haberdar oldum. Aynı
guruba bağlı televizyonda program da yapan 'olgun' yazara kadınlar hakkında
soru soruluyor. Yazar, yatak hayatına ilişkin sırlarını toplumun meraklı (!)
nazarlarına arz ediyor.
Belli ki
fazla açık sözlü biri. O kadar fazla ki, okurunun zat-ı şahanelerinin
prezervatif kullanıp kullanmadığı merakını bile gideriyor. Bu kadar
"açık" ("Üryan" mı demeliydim?) sözlülüğün, bir gazete
okuru açısından ne anlama geldiğini de, iri gazetenin okurları düşünsün...
Tabi ki
resmi ideoloji aydınlarının özel hayatı bizi hiç ilgilendirmiyor. Fakat, bu
zümre tarafından her vesileyle dinine ve imanına hakaret edilen Müslümanları
ilgilendiren ifşaatlarda da bulunuyor açık sözlü aydınımız. Aslında bu zümrenin
çoğunluğu için geçerli olan hayat tarzını, bir gazete röportajı sayesinde bir
kez daha öğrenmiş oluyoruz ve modernleşmenin ürünü bir aydının "Cumhuriyet
kadınına" bakış tarzını bir kez daha öğreniyoruz:
"...Hayatım
böyle geçti, ömrü billah dünya güzeli kadınlar, yahut çok kendine özenen
kadınlar arasında yaşasan, birdenbire 15-20 tane kenef karının arasına
düşersen, huysuz bir adam olmaz mısın?"
Ya, işte
böyle!..
Kadın
üzerine ilerici, seküler ve dahi "muasır medeniyet" seviyesinde bir
bakış açısını içeren bu cümleler üzerinde bir değil bin yazı yazılsa yeridir.
Dünya güzeli
ve kendine özenen kadınlar...
Ömrü billah
bunlar arasında geçen bir hayat....
Ve sonunda
"birdenbire 15-20 kenef karının arasına düşüp" huysuzlaşan bir
adam...
Sekülerleştirilmiş
modern erkeğin kadına bakışını bu metinden daha güzel ne özetleyebilir?
Zorla
modernleştirme projesinin kadına dönük yüzünün, aslında kadını erkeğin cinsel
objesi kılma projesi olduğunu söyleyenler haksız mı? Tipik bir modern aydınının
hayatında kadının yeri bu...
Peki, çok
eşliliğe belli şartlarda izin verdiği için İslam'a etmediği küfrü bırakmayan
zavallılar, "15-20 kenef karı" arasına düştüğünü söyleyen bu
fikirdaşlarına ve onun gibi binlercesine neden sormazlar bunun hesabını?
Birilerinin
nikahlı ikinci eşine tahammül edemeyenler, kendi cephelerindeki bu çamaşırdan
sık değiştirilen ve işi bitince de kağıt mendil gibi "kenef karı"
kategorisine dahil edilerek kaldırılıp atılan kadınlara niçin sahip çıkmazlar?
Onlar Cumhuriyetimizin kadına verdiği haklardan mahrum olanlar zümresine ilhak
olanlar mı?
Modernleşme
projemizin bir "has kadınları", bir de "kenef kadınları" mı
var?
Yoksa,
tepeden inmeci modernleşme projemiz "kadın hakları" vs. gibi bir
retoriğin ardına gizlenerek, aslında kadınları, erkeklerin cinsel istismarına
mı açtı?
Ya
modernleştirilmiş bayların ve bayanların bolca bulunduğu Bebek semtinde, bu
bayramda bir vesileyle tanık olduğumuz şu kadın manzarasına ne demeli: Köhne
bir binanın tek göz odunluğu... İki büklüm girmek zorunda olduğunuz kümes
kapısına benzer bir delikten içeri giriyorsunuz. Görülen manzara şu: Bir ana,
çocuklarını bir piknik tüpü etrafına toplamış ısıtmaya çalışıyor. Ortada yanan
piknik tüpünün üzerine bir tencere su konulmuş, onunla ısınılacak...
Koca mı? O
kendisine tanınan içme ve hovardalık yapma hakkını sonuna kadar kullandığı için
ortalarda yok. Sorulduğunda "kim bilir içip içip nereye sızmıştır"
cevabı alınıyor. Sizin anlayacağınız, o da modernleşmeyi dinin yasakladığı her
türlü günahı doyasıya (!) işlemek biçiminde anlayan zavallıların kurduğu haram
dünyasının talihsiz kurbanlarından biri...
Bütün bu
müstekreh manzaraların ve sayısız kurbanın hesabını vermesi gerekenlerin
İslam'dan "kadın hakları" hesabı sormaya kalkması yok mu; işte bu,
insana kahrından kahkaha attırıyor.
Kadını sorun
haline getiren, onu bir cinsel objeye çeviren ve insani kişiliğini yok ederek
dişiliğini kamuya açan "libido"ya ayarlı modern akıldır.
Modernleşmeyi zevkçi ve hedonist bir bakış açısıyla okuyan Türk
modernleştirmecileri ise, kendi dünyalarında arzuladıkları "edilgen ve
metalaşan" kadın tipini, ideal kadın tipi olarak yıllar yılı topluma
dayattılar.
Sonuç
ortada: "Dünya güzeli", "kendine özenen" kadınların, onları
istediği gibi kullanan erkeklerin ellerinde "kenef karılar" haline
dönüşmesi...