|
Tüm Yönleriyle SÜNNET
I. GİRİŞ: Penisin uç kısmındaki sünnet
derisinin kesilip çıkartılması şeklinde tarif edilebilecek olan “sünnet”
binyıllardır uygulanan bir gelenek olması yanında, bugün sözgelimi A.B.D.’nde
en sık uygulanan pediatrik cerrahi işlem olarak da tıp dünyasının
gündemindedir. Sünnetin gereksizliği ve zararlarından bahisle aleyhinde
olanlarla, sünnetin faydalarını savunan taraftarların tartışmaları eskiden
beri süregelmektedir. Tartışmalar bir yana, sünnet birçok toplum ve kültürde,
faydasını düşünmeden dini inanç ve gelenekler nedeniyle uygulanmaktadır. Bugün, dünya erkek nüfusunun yaklaşık
1/6’i sünnetlidir. 1990 yılında A.B.D.’nde yenidoğan erkeklerin %80’inin
sünnet edildiği tahmin edilmektedir. Bu yazımızda, böylesine yaygın bir tıbbi
işlemin ve sosyolojik vakıanın, özetle de olsa, tüm yönleriyle incelenmesine
çalışılacaktır. II. KISA TARİHÇE: Antropologlar sünnetin başlangıcı
hakkında görüş birliğine varamamıştır. Sünnetin tarihini M.Ö. 15000
yıllarındaki taş devrine kadar götürenler varsa da, antropolog Ashley
Montagu’nun da savunduğu gibi, 6000 yıl önce antik Mısır’da sünnetin
varolduğu kesinleşmiştir. 4000 yıl önce Eski Ahit’te ise, doğumun sekizinci
gününde dini sünnet uygulamasına atıf yapılmıştır (bris milah veya brit milla).
Eski ve Yeni Ahit’te, sağlıkla ilişkilendirmeden sünnete yapılan çok sayıda
atıf vardır. Hastalıklara karşı profilaksi
amacıyla rutin yenidoğan sünnetinin yaygınlık kazanması 19. yüzyıla rastlar.
Özellikle ingilizce konuşulan ülkelerde sünnet, kısa sürede kabul görmüştür. 1989 yılında Amerikan Pediatri
Akademisinin sünnetle ilgili görev komisyonu, yenidoğan sünnetinin potansiyel
tıbbi faydaları ve avantajları yanında, risk ve dezavantajları da olduğunu
deklare ederek, girişim öncesinde ebeveyne bunların anlatılmasını önermiştir. III. ENDİKASYONLAR: A.
Tıbbi: 1.
1. Postit 2.
2. Balanopostit 3.
3. Fimozis 4.
4. Parafimozis B. Tıp dışı: 1.
1. Dini 2.
2. Sosyokültürel 3.
3. Ailevi (Babanın sünnet durumu) IV. POTANSİYEL TIBBİ FAYDALAR: 1.
1. Sünnet derisi ile ilgili
problemleri önler, veya varsa giderir. 2.
2. Penis kanseri riskini elimine eder. 3.
3. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
(HIV gibi) ve serviks kanseri insidansını düşürebilir. 4.
4. Yenidoğan erkeklerde üriner
enfeksiyon insidansını on kat azaltır. V. DEZAVANTAJLAR: 1.
1. Çocuğun yaşadığı geçici davranışsal
ve fizyolojik değişiklikler 2.
2. Potansiyel komplikasyonlar 3.
3. Sünnet derisinin irreversibl kaybı VI. KONTRENDİKASYONLAR: A.
A.
Mutlak: 1.
1. Tüm penil anomaliler (hipospadias,
epispadias, megalouretra vs.) B.
B.
Rölatif: 1.
1. Kanama diyatezi 2.
2. Prematürite 3.
3. Ciddi sağlık problemleri VII. SÜNNET DERİSİ: Fetal hayatın üçüncü ayında başlayan
sünnet derisi gelişimi, beşinci aydan önce tamamlanır. Yenidoğanda sünnet
derisinin glansa yapışık olması gayet tabiidir. Bu iki yapının ayrışması
intrauterin hayatın geç döneminde başladığından, doğumda bebeklerin ancak % 4’ünde
sünnet derisi tümüyle geri çekilebilir. Yenidoğanların neredeyse % 50’sinde,
sünnet derisi eksternal meatusu görebilecek kadar dahi geri sıyrılamaz. Altıncı aya kadar bebeklerin ancak %
20’si tümüyle sıyrılabilen sünnet derisine sahipken, bu sayı 3 yaşında % 90’a
ulaşır. Puberteye kadar ise hemen tüm çocukların sünnet derileri tamamen geri
çekilebilecek hale gelir. Gelenek ve görenek sebebiyle olsa
gerek, birçok kişi sünnet derisinin erken yaşta geri çekilmeye
alıştırılmasını savunur. Bunlara bazı hekimler, özellikle pediatristler
dahildir. Ancak, tıbbi yönden bakıldığında, sünnet derisinin erken
manipulasyonu gereksiz olduğu gibi; kanama, skarlaşma, ağrı ve psişik
travmaya neden olabilir. Sünnet derisinin glanstan tümüyle ayrışmasının
doğumla başlayan ve 10-14 yıl kadar sürebilen bir “süreç” olduğunu bilmek ve
ebeveynlere anlatmak gerekir. VIII. İDEAL YAŞ: Bu
konuda konsensus yoktur. Bize göre sünnet, ya çocuğun ne yapıldığını
anlayamayacağı ve yabancıyı tanıyamayacağı kadar erken dönemde (tercihan
doğumu takiben veya ilk iki yaşın içinde), ya da sağlıklı iletişim
kurulabilecek çağa geldiğinde (6-7 yaşından sonra) yapılmalıdır. Ara yaşlarda
ise, çocuğa sünnetin gerekliliğini anlatmak, ondan anlayış beklemek ve rahat
bir cerrahi girişime izin verecek sükuneti sağlamak oldukça zordur. IX. ANESTEZİ: Sünnet girişimini, elektif ve
sporadik bir cerrahi işlem olarak düşündüğümüzde, pediatrik populasyondaki
hemen her cerrahi girişim gibi sünnetin de genel anestezi altında yapılması “ideal” gözükebilir. Ancak, ülkemiz
gibi dini ve geleneksel nedenlerle tüm erkek nüfusun mutlaka sünnet edildiği
toplumlarda, tüm sünnetlerin genel anestezi altında yapılması pratik olarak
mümkün değildir. Çünkü, sünnete aday populasyon, kümülatif olarak ülke nüfusunun
yarısıdır. Onmilyonlarla ifade edilecek bu sayıya genel anestezi uygulayacak
ameliyathane bulmanın bir ütopya olması yanında, genel ekonomik şartlar,
sağlık sigortasından mahrumiyet ve anestezi maliyeti gözönüne alındığında tüm
sünnetlerin genel anestezi altında yapılması “cost-effective” bir yaklaşım da değildir. Ayrıca bu kadar çok
sayıda genel anestezi uygulamasının getireceği komplikasyonlar –belli
orandaki ölüm riski de dahil olmak üzere- kabul edilemez boyutlara
ulaşacaktır. İşte, sünnetin bir sosyokültürel gereklilik olarak tüm erkeklere
rutin uygulandığı toplumlarda, sayılan temel argümanlardan hareketle, bu
işlemin genel anestezi ile yapılmasını bazı özel durumlar ve kişisel
tercihlerle sınırlayıp, lokal anestezi altında sünnet uygulamasını ön plana
almak gereklidir. Bugün birçok batı ülkesinde de lokal
anestezi ile pediatrik sünnet yapılmaktadır. Eskiden, özellikle ilk bir ay
içinde yenidoğanın ağrı duymayacağı savıyla anestezisiz sünnet yapan
cerrahlar mevcutken, yoğun klinik araştırmalar bu savın yanlışlığını kesin
olarak ortaya koymuş ve bugün, anestezisiz sünnet yapma görüşü bilimsel
olarak reddedilmiştir. Sünnet girişimi sırasında uygulanan lokal anestezi
seçenekleri şunlardır: 1.
1. Dorsal penil sinir bloku 2.
2. Penis kökünde veya gövdesinde ring
blok 3.
3. EMLA krem ile topikal anestezi
uygulaması Bloklarda otöre göre değişmek üzere 0.5-2 cc arasında %1
lidokain veya benzerleri kullanılmakta ve
ağrı kontrolü bakımından mükemmel sonuç vermektedir. Kirya ve Werthman, Journal of Pediatrics’de
yayınladıkları 52 vakalık klinik serilerinin ışığında şu yorumu yapmaktadır: “... Şimdiye kadar, ebeveyn ve doktor
tarafından, sünnetin oldukça ağrılı bir işlem olduğu bilinir ve bu nedenle
ebeveynin işlemi izlemesine nadiren izin verilirdi. Penil sinir blokundan
beri, sünneti izlemeye çağrılan ebeveynlerde belirgin bir rahatlama
görülmektedir.” Lander ve arkadaşları, JAMA’da yayınlanan randomize, kontrollü
klinik çalışmalarında yenidoğan sünnetinde ring blok, dorsal sinir bloku,
EMLA ve plaseboyu karşılaştırmışlar ve en etkili lokal anestezi yönteminin
ring blok olduğunu saptamışlardır. Otörlere göre, plasebo ile sünnette
şiddetli ağrı duyulmakta, ayrıca sünnet öncesi oral asetaminofen verilmesi
etkili bir ağrı kontrolü yapmamaktadır. Bizim de, son 13 yıl içinde pediatrik
yaş grubunda uyguladığımız 5000’i aşkın lokal anestezili sünnete ait
deneyimimiz, penis kökünde ring blokun çok etkili ve yeterli bir ağrı
kontrolü sağladığını göstermiştir. X. SÜNNET YÖNTEMLERİ: Sünnet
uygulamasında yöntem ne olursa olsun, Kaplan’ın 1983’te ifade ettiği dört
temel prensip daima gözönünde tutulmalıdır: 1.
1. Asepsi (sıklıkla ihlal edilir,
ancak çoğu kez sorun doğurmaz) 2.
2. Yeterli fakat aşırı olmayan
eksizyon 3.
3. Hemostaz 4.
4. Kozmetik görünüm Dini ve geleneksel açıdan sünnetin hedefi –gerek müslüman
gerek musevi şeriatında- sünnet derisinden bir miktarını almış olmaktır.
Sünnet derisini veya mukozayı tümüyle yok etmek gibi bir amaç yoktur. Hatta,
dindar museviler, bris periah adı
verilen tüm sünnet derisini yoketme işlemine karşılık, bris milah denilen sünnet derisinin bir kısmını alma yönteminin
kutsal metinlere daha uygun olduğunu savunmaktadır. Tıbbi açıdan sünnetin
hedefi de, Baskin’in belirttiği gibi, ileride fimozis ve parafimozis gelişimini
engelleyecek miktarda deri ve mukozanın eksizyonudur. Böylece, gerek tıbbi
gerek sosyokültürel açıdan, sünnette mutlak olarak belirlenmiş bir eksizyon
sınırının olmadığı, dolayısıyla kullanılan yönteme bağlı olarak farklı
miktarlarda cilt ve mukoza çıkarılmasının her bakımdan kabul edilebilir
olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, her cerrahın kendi zihnindeki ideal
penis modeline göre farklı bir sünnet metodu seçmesi tabii olmakla birlikte,
bu yöntemin mutlak ve standart olarak tüm sünnet yapanlara dayatılması tıbbi
ve sosyokültürel açıdan rasyonel değildir. Kaplan ve Baskin’e göre, bugün uygulanan tüm sünnet yöntemleri
dört ana başlık altında toplanabilir: 1.
1. Dorsal slit 2.
2. Shield metodu (Sünnet kalkanı,
Mogen klempi vb) 3.
3. Özel sünnet klempleri 4.
4. Açık cerrahi yöntemler: a)
a) Slit + eksizyon b)
b) Sleeve metodu Dorsal slit yöntemi, sünnet derisine saat 12
hizasında yapılan vertikal bir insizyondan ibarettir. Böylece glans ortaya çıkar
ve fimozis önlenmiş olur, ancak bu yöntem kozmetik yönden kabul edilebilir
değildir. Dorsal slit, akut fimozis ve parafimozis vakalarına
sınırlanmalıdır. Shield
metodunda, musevi din adamlarının kullandığı Mogen klempi, ülkemizde bazı
sünnetçiler tarafından kullanılan sünnet kalkanı gibi bir alet, yöntemin
temelini teşkil eder. Sünnet derisi yukarı doğru gerilir, bir elin baş ve
işaret parmakları glansı aşağı doğru iterken diğer elle kalkan veya klemp
frenulumu koruyacak bir açı ile dışarıdan yerleştirilir ve kıstırılır. Daha
sonra klempin distalinden giyotin usulü ile kesici bir alet kullanılarak
sünnet derisi eksize edilir. Özel
sünnet klempleri, shield tekniğinin modifikasyonları olup, 1920’lerden
itibaren değişik otörlerce bulunup kullanılan ve temelde glansı kesilmekten
koruyup sünnet derisini sıkıştımaya yarayan metal ve/veya plastik aletlerdir.
Bu aletlerin bizim bulabildiğimiz örnekleri şunlardır: ·
·
Doyen ekrazörü ·
·
Winkelman klempi ·
·
Gomco klempi ·
·
Plastibell klempi ·
·
Sheldon klempi ·
·
Tara Klamp ·
·
Millers Messer knife ·
·
Ross sünnet halkası ·
·
Yellen klempi ·
·
Glansguard ·
·
Bronstein klempi Açık cerrahi yöntemlerden slit
+ eksizyonda, saat 12’ye yapılan dorsal slitten sonra, uygun miktarda
mukoza bırakılarak, tüm sünnet derisi makasla çepeçevre kesilir ve hemostazı
takiben kalan cilt ve mukoza birbirine dikilir. Sleeve tekniğinde ise, eksize edilecek cilt ve mukoza sınırlarına
bistüri ile sirküler tarzda birer insizyon yapıldıktan sonra, arada kalan tüm
sünnet derisi band halinde kesilip çıkarılır. Bunu hemostaz ve dikiş takip
eder. Sünnet
yöntemlerinden bahsedilirken, yukarıdaki tekniklere yardımcı olarak
kullanılan ve kesme ya da hemostaz amacıyla uygulanan enerji kaynaklarına da
değinmek gerekir. Bu bağlamda üç enerji tipinden sözedilebilir: ·
·
Laser enerjisi ·
·
Elektrokoter ·
·
Termokoter (Diatermi) Karbondioksid laserin,
cerrahinin birçok alanında ve özellikle çok kanlanan organlarda, vasküler
tümörlerde, koagülopatili hastalarda, mikrocerrahide, beyin cerrahisinde,
plastik ve estetik cerrahide başarıyla kullanıldığı bilinmektedir. Bu
cümleden olarak, hemofilik hastalarda laser kullanılarak sünnet yapıldığı,
böylece kan kaybının ve antihemofilik faktör kullanımının minimale
indirildiği bildirilmiştir. Ancak, laser kullanımının yüksek maliyeti
sebebiyle rutin sünnetler için bu enerjinin uygulanması rantabl değildir. Elektrokoter, birçok pediatrik genital cerrahi
vakasında olduğu gibi, sünnette de, damarların nokta koagülasyonu amacıyla
yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak, Baskin’in belirttiği gibi, bu konuda
dikkatli olunmadığı takdirde, elektrik akımının penil kan akımına etki edip,
tromboz ve glans nekrozuna yolaçma riski mevcuttur. Ayrıca, sünnette metal
bir klempe temas halinde elektrokoter kullanılırsa, ciddi penis yanıkları ve
cilt soyulmaları meydana gelebilir. Ülkemizde sünnet havyası olarak da bilinen termokoter veya diatermi cihazı ise,
elektrokoterden farklı olarak dokuya sadece ısı enerjisi transfer eden ve
böylece elektrik yanığı yapma riski bulunmayan bir enerji kaynağıdır. Yerli
üretimde pilli ve elektrikli modelleri bulunan cihaz, bir kalemin ucuna monte
edilmiş elektrodun ısınmasıyla aktif hale gelir ve gerek kesme, gerekse damar
koagülasyonu amacıyla kullanılabilir. Dokuya akım iletmediği ve ısının doku
derinliği çok az olduğu için metal klemplerle kombine olarak da güvenle
uygulanabilir. Tercih ettiğimiz sünnet yöntemi: Bizim son 13 yıl içinde 5000’den fazla vakada uyguladığımız
sünnet tekniği, shield yöntemi + termokoter kullanımı + primer dikiş koymanın
kombinasyonundan oluşmakta ve lokal anestezi altında yapılan işlemin süresini
birkaç dakikaya indirerek sünnetin çocuklar için kolaylaştırılmasını
amaçlamaktadır. Bu yöntemde, penis köküne ring blok tarzında lokal anestezi
uygulamasını takiben, sünnet sahası temizlenip örtülür. Mukoza ve glans
arasındaki yapışıklıklar giderilip sünnet derisi serbest hale geldikten
sonra, saat 12 ve 6 hizasına konan iki düz klemple sünnet derisi asistan
tarafından yukarı doğru çekilir. Operatör, sol elinin baş ve işaret
parmaklarıyla penis cildinin dışından glansı hissedip penis köküne doğru
bastırırken, sağ eliyle Modifiye Mogen klempini, glansın distalinde kalan
sünnet derisini kavrayıp sıkıştıracak tarzda ve frenulumu koruyacak bir
eğimle yerleştirir ve kilitler. Daha sonra DC veya AC beslenmeli bir
termokoterle, klempin distalinde kalan sünnet derisi kesilir. Bu esnada, aletin
kesici elektrodunun, klempin distal yüzüne sıkı temas halinde olması, düzgün
bir kesi hattı oluşmasını sağlar. Klemp açıldıktan sonra penis cildi, köke
doğru bastırılarak glans ekspoze edilir. Genellikle hiçbir kanama ile
karşılaşılmaz. Nadiren görülen birkaç kanayan damar, termokoterin ucu ile
koagüle edilir. Son olarak, kalan mukoza ve cilt dudakları sık aralıklı 5/0
normal katgüt ile primer dikilir. Dikiş hattına antibiotikli krem uygulanıp
işleme son verilir. Tampon, sargı veya ilave pansumana gerek yoktur. Bu yöntemle sünnet edilen çocuk, işlem bittiği andan itibaren
normal aktivitesine döner. Kesi hattında birkaç gün süren hiperemi ve ödem
görülür. Kesi hattından aldığımız biopsilerin histolojik incelemesi, laser
insizyonu ile benzer özellik ve derinlikte diatermi etkisi göstermiş; derin
doku, sinir ve damarlarda herhangi bir değişiklik saptanmamıştır. Tercih ettiğimiz yöntemle sünnet edilen ve puberteden geçen
birçok birey, bugün herhangi bir genital şikayetleri olmaksızın normal cinsel
aktivitelerini sürdürmektedir. (Kişisel görüşme bilgisi) XI. KOMPLİKASYONLAR: İşlemin yaygınlığı ve kayıtsız
uygulama nedeniyle sünnete bağlı gerçek komplikasyon oranı bilinemez. Ancak,
sınırlı sayıdaki vaka serilerine dayanılarak, Batı literatüründe değişik komplikasyon
oranları verilmiştir: ·
·
Williams ve Kapila % 2-10 ·
·
Metcalf
% 4 ·
·
MacCarthy % 1.5-5 ·
·
Baskin % 0.2-5 Sünneti yapan kişinin eğitim ve deneyim düzeyi aşağı indikçe,
veya toplu sünnetlerde olduğu gibi, ardarda yapılan sünnet sayısı arttıkça
komplikasyon oranı da yükselmektedir. Genel olarak sünnet komplikasyonlarını dört ana başlık altında
toplayabiliriz: 1.
1. Anestetik (ölüm dahil) 2.
2. Psikososyal 3.
3. Ürolojik – Cerrahi 4.
4. Nadir ve ilginç komplikasyonlar: ·
·
Mide rüptürü ·
·
Pulmoner emboli ·
·
Kalp yetmezliği ·
·
İmpotans
Burada bizi daha ziyade ilgilendiren ürolojik-cerrahi komplikasyonları
ise, erken ve geç olarak iki grup halinde sıralayabiliriz: Erken
komplikasyonlar: ·
·
Kanama ·
·
Fazla veya az eksizyon ·
·
Penil amputasyon Geç komplikasyonlar: ·
·
İnfeksiyon ·
·
Cilt köprüsü ·
·
İdrar retansiyonu ·
·
Fistül ·
·
Gangren/Nekroz ·
·
Meatit/Meatal
ülser/Meatal stenoz ·
·
Kordi ·
·
Lenfödem ·
·
İnklüzyon kisti ·
·
Hipospadias/Epispadias ·
·
Fimozis/Buried veya
Concelaed penis XII. SOSYOKÜLTÜREL YÖNLERİ: Toplumumuzda
dini inanç ve gelenekler nedeniyle uygulanan sünnet, korkularıyla,
törenleriyle, hediyeleriyle çocuğun dünyasında önemli bir yer tutar. Sünnetin
uygulanmasındaki yanlış tutumlar, sünnet hataları, çocuğun duygusal
gelişiminde olumsuz etkiler bırakabilir. Bu nedenle, sünnetin tören kısmına
verilen önem kadar, tıbbi ve ruhsal yönlerine de eğilmek gerekir. Sünnetten
önce çocuk, gerçek bilgilerle bilgilendirilmelidir. Çocuklara “sünnet
olmayacağı, iğne veya kesme gibi işlemler yapılmayacağı, sadece muayene
olacağı” şeklinde kandırmalar sıklıkla yapılmaktadır. Daha sonra çocuk
gerçekle karşılaştığında korku ve tepkisi daha fazla olmakta, ayrıca
ebeveynine ve hekime güveni sarsılmaktadır. Toplu
sünnet uygulaması da ayrı bir eleştiri konusudur. Toplu sünnetlerde her
çocuğa gerekli duygusal ve teknik özenin gösterilmesi, her çocuk için ayrı
steril alet temini zordur. Kargaşa ortamında hatalı sünnet, infeksiyon ve
diğer komplikasyonların oluşma ihtimali daha fazladır. Bu sebeplerle toplu
sünnet uygulamasından kaçınmak gereklidir. Sünnet
önemli ve hassas bir cerrahi işlemdir. Ancak uygulamada oldukça hafife
alınmakta, resmi sağlık kuruluşlarında bile sünnetler hemen daima en
deneyimsiz ve kıdemsiz hekimlere ve ciddi süpervizyon olmadan
yaptırılmaktadır. Toplumsal uygulamada sünnetlerin büyük kısmı “sünnetçi”
adıyla bilinen ve çoğunluğu yeterli tıbbi-cerrahi bilgiden yoksun olan
kişilerce yapılmaktadır. Bu kişilerin tercih edilme nedenlerinden biri de,
işlerini çok süratli ve pratik biçimde halletmeleri, buna karşılık doktorların
sünnetinin uzun sürmesidir. Ülkemizde sünnete aday populasyonun çokluğu ve
sağlık sisteminin her sünnet adayını hastaneye yatırma imkanı vermemesi de
dikkate alındığında, sünnet yapan hekimlerin de lokal anestezi altında
uygulanabilecek, pratik, hızlı ve sağlıklı bir sünnet yöntemini tercih
etmeleri, uzun vadede, sünnet yapanların “sünnetçiler”den daha ziyade
“hekimler” olmasını sağlayacaktır. Bu gelişme, hekimlerin olduğu kadar, ehil
ellere teslim edilen sünnet adaylarının da lehinedir. KAYNAKLAR
·
·
www.cirp.org
(sünnete dair her bilgiyi içeren internet sitesi) ·
·
Baskin LS : Circumcision.
Baskin, Kogan, Duckett: Handbook of Pediatric Urology içinde.
Lippincott-Raven, Philadelphia, 1997, s.1 ·
·
Koo HP ve Duckett JW: Circumcision – Quo Vadis? Williams ve Etker: Contemporary
Issues in Pediatric Urology içinde. Logos, İstanbul, 1996, s.149 ·
·
BJU International, 83 (suppl.1), January 1999 (Circumcision özel sayısı) ·
·
Karaman MI ve ark.: An alternative method of circumcision for boys with
hemophilia. Haemophilia, 4:181, 1998. ·
·
Kavaklı K ve Aledort LM: Circumcision and haemophilia: a perspective.
Haemophilia, 4:1, 1998. ·
·
Kaplan GW: Complications of circumcision. Urol Clin N Amer, 10:543,
1983. ·
·
Metcalf TJ ve ark.: Circumcision: a study of current practices. Clin Ped, 22:575, 1983. ·
·
Kirya C ve Werthman MW: Neonatal circumcision and penile dorsal nerve block
– a painless procedure. J Pediatrics, 92:998, 1978. ·
·
Lander J ve ark.: Comparison of ring block, dorsal penile nerve block and
topical anesthesia for neonatal
circumcision: a randomized controlled trial. JAMA, 278:2157, 1997. Doç. Dr. M.İhsan Karaman Üroloji Uzmanı Haydarpaşa Numune Eğitim ve
Araştırma Hastanesi 2. Üroloji Kliniği Şefi |