Seçme Yazılar Aile ve Nüfus Planlaması

25 Haziran 20120

Aile ve Nüfus Planlaması
 
Hayreddin Karaman
 
 
 
1- İslamin nufus artisina yaklasimi nasildir? evlenip cogalmayi tesvik eden hadisleri, sayisal cogalma mi yoksa niteliksel cogalma olarak mi degerlendirmeliyiz?

Cevap:
İslam ümmetinin çoğalmasını teşvik eden hadislerde “…diğer ümmetlere karşı sizinle öğüneceğim”, “…başkalarına karşı sizin çokluğunuzla yarışacağım” gibi kayıtlar vardır. İslam nesilleri ilim, ahlak ve ihlas yönünden derecelendirilmiş, ilk üç nesil öğülmüş, sonrakiler ise bozulmaya karşı uyarılmıştır. Bir hadiste, başkaları Hz. Peygamber’in yolundan (sünnetinden) ayrılırken orada sebat edenlere büyük ödüller vaad edilmiştir. Bütün bunlardan anlaşılan odur ki, çoğalması istenen ümmet (müslüman nüfus) kaliteli nüfustur;imanda, amelde,  bilgide, ahlakta, ihlasta  (bu menevî değerler temelinde oluşmuş medeniyette) başkalarına örnek olan, “İşte bizimki; en güzeli!” diyebilen ümmettir. Sonraki fıkıhçılar da bunu böyle anlamış olmalıdırlar ki, ahlaksızlığın yaygınlaştığı ve çocukların müslümanca yetiştirilmelerinin zorlaştığı zamanlarda doğum kontrolünün caiz veya gerekli olacağını söylemişlerdir.
 
2- Dunya nufusunun 1,5-2 milyarinin musluman olmasi, nufusun da bir guc oldugunu ifade eder mi? Bosna,Çecenistan,Filistin,Kesmir ve Afganistanda muslumanlarin sayisini azaltmak icin sistematik bir katliam yapilmiyor mu? Bu anlamda aile planlamasinin islam ulkelerinde yayginlastirilmaya calisildigi halde avrupa ve amerikada cocuk sahibi olmanin tesvik edilmesi, mevdudinin gorusunu hakli kiliyor mu? yoksa aile planlamasi ile nufus planlamasini ayri ayri mi ele almak gerekir?
 
Cevap:
Aile planlaması; yani devletin değil de ailenin ne kadar çocuk yapmak istediğine karar vermesi ve bu sayıya ulaştıktan sonra doğum kontrolü yapması caizdir ve devletin yapacağı “nüfus planlaması”ndan farklıdır, ayrı ayrı ele alınmaları gerekir.
Aslında dünya düzenininin patronları tüketici nüfusun artmasını isterler; tüketme konusunda ayartamadıkları veya ekonomik durumları bakımından ayartılamaz olan nüfusun ise yok olmasını isterler. Dünyada İslam nüfusu, genellikle iki özelliği yüzünden “yok edilmesi gereken” nüfustur: a) İnançları ve hayat ilkeleri bakımından ayartılmaları, şuursuz tüketiciler haline getirilmeleri oldukça zordur. b) Ekonomik bakımdan yoksul ve geri kalmış topluluklara dahildirler. İyi tüketiciler olsunlar diye onları kalkındırmanın da siyasi bakımdan sakıncaları olabilir. Bu iki özelliğe bir de “zalim, sömürücü, egoist, kapitalist dünya sistemine” muhalefet özelliği eklenince İslam nüfusunun azaltılması daha da istenir hale gelir. Meseleye bu açıdan bakıldığında  nüfusun çoğaltılması teşvik edilmelidir. Ama bir de kalitesiz ve yoksulluk içinde çoğalmanın ortaya çıkardığı olumsuzluklar yönünden bakmak gerekir; buradan bakıldığında ise kaliteli çoğalmayı sağlayarak çoğalmanın gerekli olduğu ortaya çıkar.

3- Kimi iktisatcilarin, ekonomik krizlerin,yoksulluklarin acliklarin temel sebebi, nufusun cok olmasi,artisidir demeleri, azli onaylayan hadisler ile ortusebilir mi? gazalinin de dedigi gibi cok cocuk, fakirler icin ekonomik sikintinin artmasina sebep olur mu? Rizik,tevekkul,kader anlayisimiz ve cocuk haklari,yasama hakki acisindan nasil aciklanabilir? fakir insanlarin sikintidan kurtulmasi ve kurtajlarin onune gecmek icin, aile planlamasini uygulamak tesvik edilmeli mi?
 
Cevap:
Allah ne kadar canlı yaratmışsa o kadar ve daha fazla da rızık yaratmıştır, yaratmaktadır. İnsanların haksız, egoist, zalim bir yaklaşımla yaptıkları paylaşmayı bir yana bırakarak (teorik ve farazi olarak) dünya yüzündeki rızkı yaşayan insanlara adil paylaştırırsanız hiçbir canlı aç ve açıkta kalmaz. Bugün yapılması gereken, adil paylaşımın sağlanması ve bunu yapabilecek bir dünya düzeninin oluşturulmasıdır. Bu yapılmadıkça insan hakları antlaşmaları ve vesikaları birer aldatmaca, oyalamaca ve edebiyattan ibaret kalacaktır. Doksanlı yıllarda, dünyanın en zengin %20 si ile en yoksul %20si arasındaki gelir farkı 60 mislini geçmiştir. Dünyanın bir bir bölgesinde insanların yıllık ortalama gelirleri 20 bin doların üstünde iken dünyada üç milyar insan, yılda 400 doların altında bir gelirle geçinmektedirler. Dünyada mevcut rızık yetmiyor diye insanları ölürmek veya hayata gelmelerini engellemek yerine  bu gelir dağılımı çarpıklığını düzeltmek gerekir. Adil paylaşım sağlandıktan sonra rızık yaşayanlara yetmez hale gelirse nüfus planlaması devreye girebilir. Bu takdirde de zenginlerin kaderi çoğalma, yoksulların kaderi ise azalma olamaz, ayarlamanın da adil ve eşit olması gerekir.
Gazzâlî’nin söylediği dar planda, mevcut şartlarda geçerlidir; toplum adalet tedbirlerini ihmal ederse yoksullarda nüfus artışının darlığa sebep olacağı açıktır. Her doğan çocuğun rızkı da yaratılmıştır ama bu rızkı ona ulaştırmak insanlara verilmiş bir ödevdir; önce babası, sonra yakın akrabası, sonra topluluk bu ödevi yerine getirecektir. Ödev ihmal edilirse Gazzâlî’nin dediği olur. Bu takdirde kadercilik ve tevekküle sığınmak ilâhî kanuna aykırıdır; ilâhî kanun (âdet, sünnet,kural)  şöyledir: Takdir Allah’tan tedbir kuldan. Tedbiri de Allah’a havale etmek edepsizlik olur.
 
4- Erkek ve kadinlarin kisirlastirilmasini ( gonullu cerrahi sterilizasyon:vazektomi-tup ligasyonu) kisirligi bir hastalik kabul edersek, caiz kabul edebilir miyiz?
 
Cevap:
Kısırlaştırma  normal vücut fonksiyonlarından birini yok etmedir; eksiksiz insanı eksikli hale getirmek, bu mânada yaratılışı değiştirmektir ve elbette caiz değildir.

5- Rahim ici arac (ria), mahremiyet ve dollenmis yumurtanin olusmasindan sonra rahme tutunmasina engel olmasi acisindan  caiz degildir denebilir mi?
 
Cevap:
Bu aracın fonksiyonu çoğunlukla/genellikle/kural olarak döllenmiş yumurtanın rahim cidarına tutunmasını engellemek ve böylece imha edilmesini sağlamak ise “bu aracı kullanmak” caiz olmaz. Bana uzmanların verdiği bilgiye göre spiral, daha ziyade/genellikle döllenmeyi engellemektedir. Eğer gerçekten hal böyle ise onu kullanmak caiz olur.
 

6- Akraba evliligine,hastalikli gene sahip olanlarin  cocuklarinin sakat dogma ihtimali (%25) var diye islam adina karsi cikmak ve bunu bir aile planlamasi olarak görmek nasil degerlendirebilir?
 
Cevap:
Helal olan gıdalar da bazı bünyelere ve hastalara zarar verebilir, bu takdirde “helaldir” diye o gıdaları, kendisine zararlı olan kimselerin kullanması caiz olmaz; çünkü sağlığı korumak da bir ödevdir.
İslam yakın akrabalarla evlenmeyi haram, belli bir dereceden sonra (nisbeten uzak) akraba ile evlenmeyi ise helal kılmıştır. Dar bölgelerde, kabile düzeninde yaşayan insanların hemen hepsi birbiri ile akrabadır. Akraba evliliğini, uzağına yakınına bakmadan mutlak olarak  yasaklamak buralarda sıkıntıya sebep olur, adaylar evlenecek kimse bulamazlar. Bu bakımdan nisbeten uzak olan akraba ile evlenmenin serbest bırakılması gerekir ve böyle de yapılmıştır. Ancak hastalıklı gene sahip olan kimseler arasında akraba evliliği, doğacak çocuğun sakat doğma ihtimalini arttırmaktadır. Araştırmalar bu sonucu ortaya çıkardığına göre, özellikle bu tür hastalık taşıdığı bilinen kimseler akraba evliliği yapmamalıdırlar. Çok uzak olmayanlar arasında akraba evliliği de ihtiyaten tercih edilmemelidir; buna eskiden yaşamış alimler de işaret etmişlerdir. “Tercih edilmeme” dışında mutlak olarak yasaklama, haram kılma gibi tedbirler geçerli değildir.
 

7- Ana-babada genetik bir hastalik varsa cocuklarina bu hastaligi bulastirmamak icin aile planlamasi yapmalari vacip gorulebilir mi, yoksa ne olursa olsun ana-babanin cocuk isteme ve cocugun da dogma yasama hakki var midir?
 
Cevap:
Burada galip ihtimale göre hareket etmek uygun olur. Uzmanlar “Büyük ihtimalle doğacak çocuk sakat olur” diyorlarsa doğum kontrolü (hamile kalmamak için tedbir) uygulanmalıdır, ihtimal düşük olursa ana babanın çocuk sahibi olma arzuları ve hakları öne çıkar ve tercih edilir.
 
8-İslamin beş ana gayesinden biri olan neslin korunmasindan yola cikarak, mesru olmayan (evlilik dışı:zina veya tecavüz) ilişki sonucu dogacak  cocugun, isteyerek dusurulmesi (kurtaj vb. uygulanmasi) caiz midir? yoksa cocuklarin herhangi bir sucu olmadigi icin, hayatlarinin sonlandirilmasi, yasama hakkina yonelik bir saldiri veya cinayet sayilabilir mi?
 
Cevap:
Müslümanlığı sonradan kabul etmiş nice insan, İslam öncesi zina da yapmıştır. Birçoğu muteber olmayan evlilik veya zina sayılan ilişki sonucunda meydana gelmiştir. Eğer zina mahsulü olmak, iyi bir insan ve müslüman olmaya engel teşkil etseydi bunların da iyi müslüman ve iyi insan olmaları mümkün olmaz, müslümanlığa davet edilmeleri de uygun bulunmazdı. Ayrıca İslam’da kural şudur: “Her koyun kendi bacağından asılır”, “Kimsenin günah ve suçunun cezasını başkası çekmez”, “Her yükümlü hür iradesiyle iyi ve kötü olabilir, iyilik ve kötülük yapabilir”. Kendisinin hiçbir kusuru olmadan ana ve babasının zina yapmaları sonucu oluşan bir çocuğu kürtaj vb. bir yöntemle öldürmek cinayettir. O çocuk doğar, iyi bir aile ortamında yetiştirilir, kendisine hayat ve imtihan hakkı tanınır.
 
9- Prenatal (dogum oncesi) tani ile aşırı derecede sakat dogacagi tespit edilen fetusun düşürülmesi caiz midir? Ultrasonografide %40-70 arasi hata ihtimali olsa da yaptigim arastirmalara gore tibbi biyoloji ve genetik bolumlerinin ceninden aldiklari bir kan ornegi ile yaptiklari genetik incelemede %99.9 basari elde edildigi,ceninin 14 kadar hastaliktan birine yakalanip yakalanmadigi,anormal olup olmadiginin tespit edildigi ve bunun cok guvenilir bir yontem oldugu ifade ediliyor. bu durumda fetal tani ile kurtaja cevaz verilebilir mi?
 
Cevap:
Rahimde tutunarak yaşamaya ve gelişmeye başlamış cenin bir insandır. Onun hukuki şahsiyeti ve hakları vardır. Ona cansız varlık veya kasaptaki et parçası gibi muamele yapılamaz. Sağlıklı doğup büyümüş bir çocuk, bir hastalık veya kaza sonucu sakatlansa onu öldürebilir miyiz? “Dünyada böyle bir çocuğun ne yararı olabilir, kendisi ve çevresi için eziyetten başka bir şey olmayan bu varlığı dünyaya gelmeden imha etmek daha uygun değil midir?” diye soranlara şu cevabı veriyoruz: Müslümana göre dünya hayatının değer ve önemi, ahirette işe yaramasına bağlıdır; dünya hayatı amaç değil, araçtır, ahiretin ekeneğidir, burada elde edilecek ahiret sermayesi (ecir, sevap, hasenat) kişiye ebedî hayatta sonsuza dek mutluluk getirecektir. Meseleye buradan bakıldığında değil sakat bir insan yavrusuna, bir köpeğe, bir böceğe bile rahmetle, şefkatle muamele etmek  değerlidir, boşuna değildir, imtihanda başarı notu almak için bir fırsattır.
 
10- Yardımcı üreme tekniklerinden,
  a-Vekil (kiralik) annelik haram mi, yoksa sut annelige benzetilerek cevaz verilebilir mi?
  b-Henuz rahim nakli yapilamiyor.Acaba kadindan kadina yumurta bağışını organ nakli gibi gormek mumkun mu, yoksa sperm bağışı gibi haram mi kabul edilmeli?
 
Cevap:
Rahim kiralandığı zaman, kiralanan kadınla nikahlı olmayan bir erkeğin spermi aşılanmış bir başka kadının yumurtası oraya girmekte, yerleştirilmektedir. Yumurta nakli yapıldığı takdirde de, o yumurta, yumurta sahibi kadınla nikahlı olmayan bir erkeğin spermi ile birleştirilmektedir. Kan ve diğer organ nakillerinde, çocuğun oluşumuna katkı bakımından etki yok sayılacak kadar azdır. Rahim kiralama, sperm ve yumurta alma örneklerinde ise çocuğun oluşumuna doğrudan katkı vardır. İslam bir çocuğun sahih nesepli olabilmesi için, aralarında geçerli evlilik bağı bulunan bir çiftten olmasını, kadının –kocası ölse veya boşansa bile- bir başkasıyla evlenmeden çocuğunu doğurmasını  şart koşmuştur. Sperm, yumurta ve rahim kiralama, alma yöntemleri bu şartlara aykırıdır ve  caiz değildir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *